Zanzibar’ın tadı

Stonetown

Zanzibar’ın adı Farsça Zengibar sözcüğünden gelir, ‘siyah insanların sahili’. Tanzanya’nın 30 kilometre doğusunda, okyanusun ılık rüzgarlarının yamacında yer alan bu cennet adanın başkenti Stone Town. UNESCO Dünya Mirası listesinde olan kent, günümüze kadar pek bozulmadan gelmiş. Labirenti andıran ve birbirine açılan dar sokaklar, boyaları dökülmüş ve birbirine yaslanmış taş evlerle süslü Stone Town sokaklarında Arap kültürünün etkisi yoğun. Kente adını veren taştan evlerin vazgeçilmeziyse ahşap oyma kapılar. Dünyaca ünlü, Hint, Arap ve Afrika kültürü ile harmanlanmış ve evin içinde oturanların etnik kökenine göre farklılık gösteren kapılar sizi bir güzel tuvalde gibi hissettiriyor.
Sokaklarda dolaşırken kapıların önlerine atılmış tahta taburelerde oturup birbiriyle sohbetteki esnaf,  rengarenk kıyafetleriyle kadınlar ve çocuklar ise tabloyu tamamlayan unsurlar.  Var mısınız bir tabloda yaşamaya diyorlar size adeta her köşe başında..

The Rock Restaurant

Dünyanın bir çok yerinde küçük kayalar üzerinde mabedler, evler, oteller görmüş olabilirsiniz. Ama bunların hemen hiçbiri size The Rock keyfi veremez. Çünkü The Rock’a her gittiğinizde deniz başka bir yerdedir. Birinde yürüyerek gidersiniz restauranta, birinde yüzerek, birinde kayıkla.Bir gün kendinizi tutamaz soğuk birşeyler içip kendinizi okyanusa atarsınız, birinde kayanın etrafında yürüyerek deniz yıldızları toplarsınız, birinde günbatımını izlersiniz cafeden, birinde gündoğumunu. Her seferinde farklı bir güzellik sizi karşılar, her seferinde farklı bir tad, her seferinde farklı bir gülümseyiş.

 

 

 

Bisikletle Köy Turu

Zanzibar, Stonetown’ın belli kısımlarını saymazsak, koca bir köy sayılabilir. Ada köylerden ibarettir, her biri mutlu insanlarla dolup taşan, beyaz dişli, neşeli köylerden. O yüzden Zanzibar’ı tanımanın en güzel ve akıllıca yolu bisikletten geçer. Bisikletle gezdiğinizde adanın çok başka kültürlerine şahit olursunuz, kadınların nasıl durup dinlenmeden örgü ile meşgul olduklarını görürsünüz mesela, erkeklerin balıkçılığı nasıl da bir hayat standardı haline getirdiğini. Hindistan cevizinden halat yapmayı öğrenirsiniz mesela, çocukların deniz kabuklarıyla oynadıkları oyunlara dahil olursunuz. Yani köyü bisikletle turlamak Zanzibar’da yaşamanın besmelesidir, selamıdır; olmazsa olmazıdır.

 

 

Swahili Dili ve Kültürü

Zanzibar’ın çok önemli bir özelliği, 300 milyon Afrikalının konuştuğu svahili dilinin doğduğu yer olmasıdır, sahil halkının konuştuğu dil anlamına gelir ve dünya literatürüne pek çok sözcük hediye etmiştir, safari gibi, hakuna matata gibi.

Swahili kültürü ise, doğu sahillerinde milyonlarca Afrikalının yaşadığı, canlı ve rengarenk bir sahil kültürüdür. Bu cümbüşü kadınların ve çocukların kıyafetlerinde tadarsınız ilk, sonra yolda giderken karşınıza çıkan bir düğünde ve en çok da tüm halkın sokaklara dökülüp dansettiği bayramlarda. Nerdeyse tamamı Müslümandır Svahili halkının, nerdeyse tamamı sıcak kalpli. O yüzden herkes “Hakuna Matata” der, herşey yolunda- sorun yok. O yüzden Zanzibar’da birine güvenmekte tereddüt ettiğinizde “Hey Zanzibar’dasın, Müslüman Müslümana güvenir, rahat ol dostum” der biri hemen size. Svahili kültürü candır hasılı, tadılasıdır.

Kölelik

Afrika’nın tarihi köleliğin tarihiyle anılır. Ve kölelik acı bir tarihe sahiptir. Oysa Zanzibar’ın tarihi çok daha acıdır. Çünkü birçok Afrika ülkesinin aksine burada köleliği başlatanlar Müslüman Arap tüccarlardır. Yani Müslümanlar buraya dini getirirken özgür bir halkı da köleleştirmişlerdir. Tüm doğu Afrika’nın köleleri yüzyıllarca Zanzibar’da toplanıp, orada köleleştirilip oradan Ortadoğu’ya götürülmüşlerdir. Sonradan gelen Portekizliler daha fenasını, İngilizler daha da fenasını yapsa da, size Müslümanın yaptığı koyar durur. Bunun ne kadar korkunç bir travma olduğunu her güzel büyük kapıda ağzınızda acı bir tatla hissedersiniz Zanzibar’da dolaşırken, her uzun kirpikli siyahiye farklı bir gözle bakarsınız, alabora olursunuz. Zira Zanzibar özeleştirinin yeridir. Yanlışa yanlış diyebilmenin yeridir.

Bu yüzden kentteki en etkileyici yer şüphesiz ki, dönemin en büyük Arap köle ticareti merkezi olan eski köle pazarı. Burada ibret olsun diye müzeye çevrilmiş iki zindan var. Her biri maksimum 8-10 metrekare ve yüksekliği 1,5 metre civarında olan zindanlarda 30’ar 40’ar kişi tutulurmuş zamanında. Bu kişiler 3 gün aç, susuz bırakılır ve üçüncü gün sonunda hayatta kalanlar dayanıklılık testini geçmiş kabul edilip ABD’ye ve Avrupa’ya satılırmış. Zanzibar, uzun yıllar Doğu Afrika’daki köle ticaretinin en önemli merkezlerinden biri olmuş ve hatta Afrika’da kölelik en son, 1964 yılında, Zanzibar’da kalkmış.

Yüzme & Snorkel & Günbatımı

Zanzibar dünyanın en güzel sualtı otellerinden birine ev sahipliği yapar. Bunun sebebi Zanzibar’ın dünyanın en güzel sualtı dünyasına sahiplik yapmasıdır. Her ne kadar bilinçsiz balıkçılık ve turizm nedeniyle bu güzellik günden güne azalsa da, sahilden azıcık bir uzaklaşınca mükemmel resifler, yüzlerce çeşit balık bulabilirsiniz. Bir tarafından balinalar geçer teknenizin, diğer tarafından yunuslar mesela. Denizin altında gökyüzündekinden güzel yıldızlar görürsünüz sonra yüzerken, rengarenk denizyıldızları. Onlara basmadan denize girmekte zorlanırsınız bazen, heryerdedirler. Gündoğumunda inanılmaz bir turkuaz zeminde gerçekleşir yüzme sefanız, günbatımında inanılmaz bir kızıllıkta. Ama her türlü çıkmak istemezsiniz o denizden. Her türlü anı dondurmak istersiniz.

Denizde Trekking

Dünyanın çok çeşitli yerlerinde farklı trekking parkurları denemiş ve yine dünyanın çeşitli yerlerinde denizin farklı hallerine şahitlik etmiş olabilirsiniz. Fakat sabah yüzdüğünüz denizde birkaç saat sonra trekking yapabilme imkanına çok az yerde sahip olabilirsiniz. Hele de trekking yaparken keyfinize inanılmaz güzellikte deniz kabuklarını toplamak, okyanusun sesini onlarla ülkenize götürecek olmanın sevinci eşlik ediyorsa. Ya da aynı denizin gün içinde nasıl o kadar farklı renge büründüğünü görmek. Sanki usta bir ressam, elinde sınırsız renkler, hepsini döküyor gibi hissedersiniz tuvale Zanzibar’da denize baktıkça. Ya da denizden Zanzibar’a baktıkça…

 

 

Yunuslarla Yüzme

Yunuslar, gelmiş geçmiş en sempatik hayvan türü, barışın, güvenin, huzurun sembolü. Metropollerde yunus parklarında çilelerini doldurmalarını bu sevimliliklerine borçlular. Ama bir kısmı da hala doğanın koynunda, huzurla dansediyor dalgalarla.

Zanzibar’da 3 farklı yunus türü yaşıyor. Pembe ve beyaz renkleri de olan Indo-Pacific humpback yunusları ve güzel gülen yüzleriyle bottlenose yunusları türlerinin daha yoğun yaşadığı yer, bizim de köyümüzün olduğu Kizimkazi bölgesi, sıçrayan Spinner yunusları daha çok kuzey bölgesinde yaşamakta.

Adadaki bilinçsiz ve agresif yunus turları nedeniyle gittikçe sayıları azalan yunusları görmenin en tatlı yolu, hiç onları aramamak, onların sizi bulmasına fırsat tanımak. Ancak o zaman yüzüşünüz huzur içinde oluyor. Sizin için de, yunuslarımız için de…

Sandbank & Balıkçı Adası

Zanzibar her gün farklı bir mucizeye tanık eder sizi. Dersiniz ki daha ne kadar güzel olabilir yaşamın rengi, daha ne kadar ahenkli. Sandbank bunu en çok soracağınız yerlerden birisi. Aslında Zanzibar’da birkaç Sandbank var. Sandbank demek, kumdan ada demek. Yani denizde açıldığınızda karşınıza çıkan, zümrüt gibi bir denizin ortasında öylece bembeyaz beliriveren, kendinizi bir sanat filminde hissedeceğiniz bir kumdan ada. Öyle ki siz orda beklerken sular yükseliyor yükseliyor ve ada okyanusta kayboluyor. Sonra gelgite göre ilerleyen saatlerde tekrar çıkıyor ortaya. Öyle yumuşak ki her gün okyanusta kaybolan ve sonra tekrar birbirini bulan kumları, öyle göz alıcı ki beyazlığı.

Oraya hemen beş dakika mesafede dev mercan kayalıkları ve buraları boş geçmek istemeyen balıkçıların adası var. Öyle ki bu adada yılın belli aylarında balıkçılar gelip yerleşiyor, onun dışında yerleşik bir halk yok. Adada görebileceğiniz herkes erkek. Dolayısıyla kadını olmayan erkeklerin ne kadar ilkel şartlarda yaşadıklarına şahit olmak da oldukça keyifli. Yemek yapan, çamaşır yıkayan asan bu erkeklere, Afrika’da sık rastlamak mümkün değil ziraJ

Sinema Gecesi,

Zanzibar’da hayat bir film seti gibidir, sanki sanat yönetmeni titizlikle seçmiştir renkleri, gündüz Wes Anderson filmi oynar her yerde, gün batımında Tarkovsky, akşamı her yer Jeunne Pierre Jeune sineması. Bununla beraber çok nadir birkaçı hariç evlerde elektrik bile yoktur ki çocuklar sinema nedir bilsin. Çok da gerektiğinden değil de, bir başka dünyayla tanışsınlar, hem ortak aktivite olsun diye yaz sineması yapıyoruz geceleri o nedenle bahçemizde. Çocuklar için ayrı filmler, kadınlar için ayrı tabi ki, popcorn eşliğinde, yıldızların altında, ensemizde tatlı bir meltemle…

 

 

 

Baharat Bahçeleri

Uzun yıllar Baharat adası olarak bilinmiş olan Zanzibar’da ilk baharat üretimi 1818’de Umman Sultanı’nın zencefil üretilmesi emrini vermesiyle başlamışsa da yüzyılın ortalarına gelindiğinde Zanzibar dünyanın en büyük baharat üreticisi haline gelmiş. Bu nedenle bugün Zanzibar’daki en keyifli aktivitelerden biri baharat bahçelerini gezmek. Öyle ki köy halkı çoğu yerde baharat bahçelerini kooperatif şeklinde işletiyor. Yüzlerce çeşit baharat ağacı tanıyorsunuz birkaç saatlik gezi boyunca, burnunuz bir yerden sonra koku, diliniz tad almaz hale geliyor. Gökyüzüne uzanan muz ağaçlarına, hem de şarkılar söyleyerek, hem de maymundan bile hızlı tırmanan köylülere şahit oluyorsunuz, çeşitli yapraklardan size bilezik, kolye, taç yapan köylülerden sanat öğreniyorsunuz. Sonra diğer pek çok şey gibi bu da hiç bitmesin istiyorsunuz. Ve tabi ki bu hatırayı yaşatacak baharat ve baharat kokulu sabunlar alarak bahçeye veda ediyorsunuz.

 

Zanzibar’dan sonra tatilime nasıl devam edebilirim?

Zanzibar’da size sadece bir boş gün bırakıyoruz. Bu günde;

– Stonetown’dan Prison Island’a geçebilir, iki yüz yaşına yaklaşmış dev kaplumbağalarla vakit geçirebilirsiniz.

-Dünyada sadece Zanzibar’da olan kırmızı maymunları ve Zanzibar’a özgü su ormanını görebileceğiniz Jozani Forest’a gidebilirsiniz.

-Zanzibar’ın değişik hayvanlarını ve bitkilerini görebileceğiniz Zala park’ta köyü için sürdürülebilir bir mücadeleye girişmiş Muhammed ile tanışabilir, geleneksel köy yaşantısını bir de orada deneyimleyebilirsiniz.

-Adanın kuzeyindeki, özellikle beş yıldızlı otellerin olduğu Nungwi’de felekten bir gün geçirip su sporları yapabilirsiniz. Dünyada en güzel parasailing burada yapılıyor ve işletmecisi bir Türk.

-Dünyanın en güzel su altı otellerinden birine ev sahipliği yapan ve mükemmel bir denizi olan Pemba adasına pırpır uçaklarla uçup, mavinin her tonuna şahit olabilirsiniz.

-Biraz daha vaktiniz varsa bizimle bir hafta geçirdikten sonra Darüsselam ya da Klimenjero’ya geçebilir, mevsime göre Serengeti’de dünyanın en güzel safarisini yaparak yüzbinlerce hayvanın göçüne şahitlik edebilir, ya da Klimenjero’da dünyanın kütle halinde tek başına duran en büyük, Afrika Kıtası’nın en yüksek dağına tırmanabilirsiniz.