Ben beyaz bir adamım ama kanım siyah

Şu sıralar geceleri uyumuyor Afrika müzikleri dinliyoruz, madem öyle, hadi biraz da bahsedelim dinlediklerimizden…
Mesela Salif Keitadan. Ki kendisi CafeAfrica’nın Afrika kahvelerine en çok yakışan tınısıdır, tütsüsüdür, ruhudur.

Salif Keita şu dünyada kendimi en yakın hissettiğim müzisyen.
“Ben bir siyahım, tenim beyaz ve hoşuma gidiyor. Bu benim farklılığım. Ben beyaz bir adamım ama kanım siyah. Bunu seviyorum, bu güzel bir farklılık.” diyor, ne tevafuk ki benim de kanım siyah. Belki ondan sesini duyunca memleketten mektup gelmiş gibi hissediyorum. Ve ondandır ki sesini her duyduğumda, uzun ömür versin diye Allah’a yakarıyorum…

Salif Keita Malili bir albino, albinoların Afrika’daki çilesini bilen bilir. Tanzanya’da da bir dolu albino yurdu var, devletin onları güya korumaya aldığı, hepsi birbirinden fena durumda. Bu konuda büyükelçimizin eşi Yeşim Meço Davutoğlu hanımefendinin yılmayan çabaları göz yaşartıcı. Nihayet bir yetimhane açtılar yakınlarda. Rabbim çabalarını artırsın, daha çoklarına ulaşalım.

Albino’ların organları çok kıymetli, büyülerde kullanılıyor, bunun için bulundukları yerlerde kaçırılmaları ve parçalanmaları işten değil. Korumaya alınmaları bundan, ömür boyu saklanmaları, saçlarını boyayıp dikkat çekmemeye çalışmaları…

Salif Keita imparatorluk ailesinden geldiği için şanslı, ailesi onu saklamış ve öldürülmemiş, çok şükür, yoksa o güzel sesi hiç duyamayacaktık. Ancak yine aynı aile müziğini icra etmesine izin vermemiş. O ne yapmış, kaçmış, yıllarca sürgün hayatı yaşamış. Ve müziğini yapmış. Müziğiyle haykırmış- haykırıyor Afrika’nın çilesini dünyaya, cesurca, dimdik.

“İşte kamil insan!” diyorsunuz şarkılarını dinlerken, “ona verileni en güzel şekilde kullanan, kendine verilenin hakkını veren er kişi.” Her seferinde heyecanlanıyorsunuz.
Neyse Salif Keita’yı biz anlatmayalım siz anlayın. Çünkü onu dinlemek için şarkılarını söylediği 3 dilin hiçbirini bilmeye gerek yok. Sadece gözlerinizi kapatmanız yeterli.

“Bilirsiniz, Tanrı tüm nimetlerini bir kişiye vermez. Bana da pigmentasyon vermedi ve iyi bir görüş… Fakat bana da ufak bir şeyler verdi. Yamore gibi… Yamore sihirsel bir biçimde geldi. Sadece öyle… Gitarımı elime aldım ve melodiyi çalmaya başladım. O melodiyi üç gündür arıyordum. Ah! Mutluydum. O aradığım şeydi…” diyor aşağıdaki şarkı için. Onu dinleyerek başlayın bugüne. Belki sihirsel bir şeyler gelir size de.

Sonsöz: Dünya pek güzel bir yer değil, her geçen gün daha da çirkinleşiyor kabul, ve fakat yine de böyle güzel insanlar hatırına direnmeye değer 🙂 Onlar gibi, ne verildiyse, onu bulup hakkını vererek.

 

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *