Bir Assalam Masalı

Bir varmış..bir yokmuş..evvel zamanın içinde kalan çikolata renkli kardeşlerini, şimdilere ulaştırmaya çabalayan “Assalam” varmış..Az gitmişler uz gitmişler, dere tepe değil uçaklarla bir çok ülke gezmişler..vardıkları yer neresi olursa olsun kalplerinin kaldığı yer hep Afrika olmuş..öyle ya, sevdalanılası hayaller olmasa zorlukları aşmak kolay olmaz..işte düşmüş yüreklerine sevda..akıllarına hayaller.. Bir olmak, ilk olmak zordur ya, başlatınca o “bir” gerisi Allahın izniyle gelir.. işte bu hikayeyi başlatan da Assalam olmuş.. vardıkları yerde ilk günden başlamışlar hayalleri yaşatmaya, ilk çocuklara uzatmışlar ellerini, sonra yetim annelerine.. ekmeği bölmek kolaydır, onlar ise ekmeği yapan onlar olsun istemişler..tabi istemek yeter mi? Binbir zorluklar deniz dalgalarıyla gelmiş sanki, oysa sevda her zorluğa galip değil mi? Özellikle avuçlarının içinde minicik eller ve belki ilk kez derin bakan gözlere şahit olmuşken..istemişler ki kendi ellerindeki sıcaklığı başkaları da yaşasın, çünkü sevmek, çünkü iyilik insanı iyileştirir, iyilik yapan insan farketmese de en büyük iyiliği kendisine yapmış demektir.

Assalam`ın denize bıraktığı haleler yayılmakta şimdilerde, gönüllü hareketi aslında kendi dünyana çekilmek..içinde yaşattığın ile yüzleşmek. Ne kadar verebiliyorsun kendinden ve nereye varabiliyorsun? Vazgeçebildiklerini toplamış ve sahiden bırakıp gelmişsen, kalbinde açılan boşluğa sığdıracağın unutulmaz anıların olacak hiç merak etme..mesela gökyüzünü adeta kucaklamış birçok ağaç farkedeceksin ve upuzun coconat ağaçlarını.. sonra kocaman gövdeli, tonton dede misali baobab ağaçlarına sarılasın gelecek, muz ağaçları sana heryerden selam verirken, kendini sessizliğe bırakacaksın..işte o anda “jambo” diye sana uzanan ellerle tanış olacaksın…bıraktıysan kendini, varolmanın farklılığına merhaba diyeceksin..ne yaparım ki? diye düşünme, kendi yapabildiklerine şaşıracağın bir çok gönüllü hareketin olacak, “ben bunu asla yapamazdım”lar ise çoktan geride kalmış olacak..öğrencilerle etkinlikteyken öğretmen, ingilizce derslerinde öğrenci, hatta bir bakmışsın çay demlemektesin tatlı sohbetlere eşlikçi. Okyanus gelgitleri ve mavisiyle seyran yerin olurken bir de bakmışsın minicik adada balıklara ekmek vermektesin. Peki ellerine değen rengarenk balıkları ve yaşamlarına ortak oluş heyecanını nasıl anlatabilirim ki.

Karşılaştıkların sana resim karesinin içindesin hissi verecek, aceleyi rafa kaldırıp “an” da kalabilmenin derinliğini hissedeceksin..
Peki sonra? Dönüş yolunda aklında şu soru belirecek “Var olanla yetinenler ülkesinde gülümseyen yüzlere bu kadar alışmışken, bolluklar ülkesinde asık bir surat insana ne hissettirebilir ki…”

Büşra Özberk

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *