Bizi motive eden ne mi?

Buraya gelen hemen herkes ilk görüşte bir çarpılıyor, ohooo diyor ben de gelir yerleşirim buraya.
Gel gör ki bir hafta ya da her neyse kalacağı süre, o kadar sonra bir bakıyoruz gidesi gelmiş…
Gidiyor.
Direk taşınmak ve ömrünün kalanını yetimlerin hizmetinde geçirmek maksatlı bile gelenlerden, öyle ömür billah kalırız diyen çıkmadı.
Biz bile genelde temkinli davranıyoruz, 4-5 yıl ömür biçiyoruz kendimize burada.
Bunun üzerine düşünüyorum bazen, acaba vazgeçmediğimiz konfor alanlarımız mı? Yoksa eştten dosttan ayrılmak mı zor gelen? Yoksa memnun muyuz halimizden?
İnsan neden ülkesini bırakıp Afrika’da bir köye yerleşir hakkaten?
Onu ne motive eder? Bizi ne motive ediyor? İçimizdeki Afrika sevgisi nerden geliyor?
Bunları size anlatmamız lazım…

Onca yıllık hayır dünyası tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, bir insan bir insana yardım etmek istediğinde, fıtratta bir şeylerden ötürü sanırsam, sürdürülebilirliği çok yok. Ama insan kendine ya da kendini tanımladığı gerçekliğe yardım etmek istediğinde, bir şeyi o gerçeklik için de, ve yürekten istediğinde o şey tadından yenmiyor-bin yıl gideri var…

Bizim Afrika anlayışımız biraz böyle olduğu için bizim dönesimiz gelmiyor buradan belki. Afrika’ya bir şey katmaktan çok kendimize katıyoruz o şeyleri. Afrika’ya kazandırmaktan çok kendimize kazandırıyoruz…aklınıza çok hoş şeyler gelmesin sadece, evet çok güzel bir ortamda yaşıyoruz o ayrı ama kazandıklarımız daha başka şeyler..mesela sabır, bitmeyen bir kriz yönetimi, hiç bitmeyen bir mesai.
Ama her gün, gözümüzü kaparken, ayrı bir huzurla dalıyoruz uykuya. Birşeyler yapmış yapıyor olmanın, meyve vermenin huzuruyla…

Evet biz, belki herkesten çok kızıp köpürüyoruz ilerlemeyen süreçlere, paçayı ordan kurtarıp öbürüne takmaya..Evet biz de çocuklarımız ateşlendiğinde korkuyoruz ya sıtmaysa ya hemen aksiyon almalıysak diye…evet biz de özlüyoruz ailemizi, dostlarımızı, haşeresiz bir hayatı..Ama terazinin diğer tarafında yüzyıllardır ertelediğimiz bir başka gerçekliğimiz var.

Osmanlı’nın son döneminden bu yana bizden gelen giden olmamış buralara, oysa gavur hiç boş bırakmamış. Al sana bir sebep. İnsanların kaynaklarla ilgili hiçbir sıkıntısı yok ama ciddi bir özgüven sıkıntısı var.Al diğer bir sebep. Burada Müslüman kardeşlerinin bu halinden sorulursun öbür tarafta. Başka bir sebep. Bu kardeşlerinin sana, modern hayat insanına öğreteceği çok şey var. Daha da başka bir sebep. Bu sebeplerden çok var. Var ki burdayız.

Ama tekraren ve tekraren söylemek istediğim şey, Zanzibar’ı asla bir yük olarak görmediğimiz. Biz Zanzibar’ı, biz Afrika’yı memleketimizi sever gibi seviyoruz. Memleketimize hizmet eder gibi. İşte o yüzden, baştaki yere dönersek, burada kendimize iyilik etmiş oluyoruz-başkasına değil.ve işte o yüzden sürdürülebilirliği var.
Yani buraya mesela Türk varlığını burada hissettirmek için gelseydik, başkasına birşey yapmış olacaktık. Ve süreli olacaktı. Ancak biz Türk varlığımızla burada erimek-buraya meczolmak istediğimizde durum başka. Etki de başka, sonuç da…

Çok mu kafa ütüledim ki acaba?
birşeyleri biraz açıklamaya çalıştım işte öyle..

Hatice Yentürk

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *