Yaşarken kendi mezarları başında ağlayanlar var…

Bugünün sesi Souad Massi.

Ama önce Zanzibar’ı hatırlayalım biraz.

Zanzibar’ın yolları delik deşiktir, hele geceleri çok zorludur o yollarda araba kullanmak, çünkü güzel adamızda yollar aydınlatılmaz. Yıldızların altında kokpitteymişçesine araç kullanmak iyidir hoştur ama, karşıdan gelen arabaların farları gözünüzü alır, empati yapar uzunları yakamazsınız, kısalar kenarlarda ışıksız bisiklet sürenleri görmenizi engeller, hele de yağmur yağıyorsa, herşey hepten sarpa sarar.

Ama bu yollar, hele de arabayı kullanan siz değilseniz, o kadar güzeldir ki… Sağda solda tüm canlılığıyla hayatlar akıyordur, hele de gün ışıyorsa, çocuklar ya okula gidiyor, ya medreseden dönüyordur; ya lastik çeviriyor, ya mango topluyordur. Kadınlar kafalarında kilolarca yüklerle hiç sendelemeden yürüyorlardır kilometrelerce yolu, kız çocuklar su taşıyordur, keçiler ağaçlara tırmanıyor, tavuklar gıdaklıyor, maymunlar yolda ezilmemek için kendilerine yapılmış ipten üst geçitlerde (!) ailecek geçiş törenleri düzenliyorlardır.

Ve biz, gelenler iyi bilir, bu eşsiz yolculuk mizanseninde, bazı müzikleri dinlemekten hiç bıkmayız. Souad Massi onlardan biridir. O duru sesiyle Afrika’yı öyle güzel anlatır ki bize (aşağıdaki şarkıda mesela):

“İyilik, Kötülük ile buluştuğunda adımlarında hiçbir şüphe yoktu
Ve Kötülük ona hükmetmek için bir çözüm buldu:
“Bitkin görünüyorsun” dedi ona,
“Bu yürüyüş seni çok yordu” dedi ve ekledi:
“Sırtım senin oturağın olacak”
İyilik onun sözlerinden hiç şüphe etmedi
Ve onun sırtına çıktı
Ertesi sabah insanlar bu manzarayı gördüklerinde panik olup
Konuşmaya başladılar…”
“Kaderlerine ağıt yakanlar var
Yaşarken kendi mezarları başında ağlayanlar var
Vaktinden önce yaşlananlar var
Bizler bu hayattan bıktık”

Sonra biz o yolda bu sözler üzerine uzun uzun konuşuruz, her gönüllü farklı bir yerinden bakar, iyilik kötülük muhabbetine dalmaya görelim, Halil Cibran’dan girer, Francis Bacon’dan çıkarız… Sonra bir bakarız köye varmışız. Ya karanlıkta kaybolmuş, yıldızların altında sessizce uyuyan, ya da dolunay varsa okyanusun parıltısında ışıldayan köyümüze.

Artık çay vaktidir, çok çakırkeyifler varsa grupta, hele bir de üşenmezsek, yanına nargile.
İyilik kötülük muhabbeti uzar gider gece boyu.

Ne diyorduk, Souad Massi. Kuzey Afrika’nın en güzel sesi. Ülkesinden ayrılmamak için, saçını kestirip erkek kıyafetler giyerek, uzun süreler direnen güzellik.
Hala ülkesinden bahsedince bir hoş olur fark edersiniz, hala sesi daha bir güzelleşir Arapça söylerken.

Niye hep Afrika deyince ayrılık olmak zorunda, müzisyenlerine niye sahip çıkamıyor bu güzel kıta ?

 

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *